Haftalık Bülten 1
Güneyde bir şehirde oradaki evime arabayla üç saat uzakta bir kasabadaydım. Nedenini bilmediğim bir şekilde arkadaşın kuzeninin düğününe katılmıştım. Düğünde silahlar patlamış, olaylar çıkmıştı. Saatler öncesinden başlayan eğlenceye dahil olunca üzerinize afiyet biraz fazla içmiştim. Silahlar patladıktan sonra kimsenin burnu kanamasa da düğünü basan jandarmalar basmış ve arkadaşım dahil, bir sürü insanı alıp karakola götürmüşlerdi. Sarhoş değildim ama kafam güzeldi. Uzun zamandır canım sıkkındı. Karakola gittim. Jandarma erlerden biri “İçeridekileri sabaha kadar tutarlar, sabaha bırakırlar abi.” dedi. Köye dönmedim. Karakolun bahçesinde oturmaya başladım. Saat gecenin biriydi… İkisi oldu. Üçü oldu… Yapacak hiçbir şey yoktu. Ayağa kalktım. Bir arayış içinde hissetmeden yürümeye başladım. Uzun zamandır her neredeysem, ruhumun dağılan parçalarını oralarda bırakıyordum. Toparlanmak istiyordum. Elimden geleni yapıyordum. Kimse görmüyordu çırpındığımı. Bunun nedenine çok kafa yordum. Belki ü...